• https://www.facebook.com/nildernizip

Cemil GÜL

GÜL YÜZLÜ İNSAN          

    Yıllar önce gençliğin baharında ilim tahsili için yola çıkmış, yüreği iman hakikati ile dolu bir genç adam. Ülkemizin bir ucundan Artvin’den yola çıkan genç, uzun ve meşakkatli bir yolculuğun ardından Suriye sınırına varır. Mayın tarlaları arasında ilerlemesine rağmen korkmadan ilerler zira ilim yolcuları yalnız değildir. Melekler onları asla yalnız bırakmaz.

             Şam’da dini tahsilin yanı sıra iyi derecede Arapça diline de hakim olur. Çok güzel arkadaş çevresi edinir. Orada bulunan hocalar kendisinden çok memnun. Zira o derslerini zamanında veriyor, arkadaşları ile diyalogu ise kendisinin ifadesi ile, “süpper” idi.

           Bir gün hocası kendisine, “Oğul biz senden çok memnunuz, ahlâklı, edeplisin. Fakat senin ta Şam’a gelmene gerek yoktu. Antep’te çok muhterem bir hoca var neden ona gitmedin?” der. Hocasının bu konuşması Suriye den ayrılık vaktinin habercisiydi. Çok geçmeden ayrılık kararı alır ve arkadaşları ile vedalaşır. Hocalarının elini öper onların hayır duasını aldıktan sonra, bir buçuk sene kaldığı Şam’a veda eder.

           Sınırdan zorlu bir yolculuktan sonra Nizip’in Kertişe(Kıratlı) köyüne gelir. Orada cami hücresinde derslere başlar.   Bölgenin en önde gelen âlimlerinden  müderrislerinden biri olan Muhammed Emin Er hoca efendiden ders alır. Seyda, Kertişe’ye gelmeden önce köylü birbirine düşman, namaz yok, niyaz yok. O’nun gelişi ve yaptığı faaliyetlerle köylüler yek vucud olmuş, hayır da birbiriyle yarışır hale gelirler. Talebelerin bütün ihtiyacını köylüler karşılıyor, hatta arazilerini camiye, medreseye vakfetmeler başlamıştır.

           Muhammed Emin Er hoca’ya da kendini kanıtlar kısa sürede çalışkanlığı ve dürüştlüğü ile Seyda’nın gözüne giren gencin evlenme vakti de gelmiştir artık. Seyda kızı ile evlendirir. Düğün gününde eğlenmesi sevinç duyması gerekirken, kendisinin ifadesi ile; “ Çevreme baktım ne anam var nede babam nede bir kardeşim ,akrabam. Cami duvarının dibine yığıldım kaldım, ağladım.” Talabeler ve köylüler düğünü şenlendirir. Küçük mütavazı bir evde yuvasını kurar...

        Artık evliydi, eşine karşı sorumlulukları vardı.Hocası aynı zamanda kayınbabasından da izin alarak imamlık imtihanına girer ve kazanarak , ilk ataması Antebimizin  Mazmahor köyüne olur. Orada bir buçuk sene kalır. Daha sonra Erenköy ( Kahtin) köyüne atanır. Fırat nehrinin kenarında sırtını dağa dayamış bahçelerinde her türlü meyve ve sebzenin yetiştiği şirin bir köy.

   Kahtin Köyü’nde güzel hizmetlerde bulunur .Köyün manevi çehresini değiştirir adeta.Kendi evine gelen hediyeleri,Hz.Ömer (r.a)misali ,gece kimsenin görmediği karanlık saatlerde köyün      fakir fukaranın  evine sırtında ulaştırır. Aynı dönemde Nizip’e adeta alim akını vardır. Aşağıçardak Köyü’nde Abdulcelil hoca ile birlikte bütün çevre köyleri karış karış dolaşırlar. Yukarıçardak, Toydemir,Kızılin, Gümüşgün ve Tanır köylerinde kalıcı dostluklar kurulur. Bu muhterem hocalar sadece kendi köylerinin değil tüm bölgenin seydası, kanaat önderi olmuşlardır artık.

         Altı yılın ardından güzel anılar ve kalıcı dostluklar ile Erenköy den ayrılır. Nizip merkez İstasyon  Camii’ne atanır. Oradan da merkez Çarşı Camii’ne, kısa bir dönem Oğuzeli Merkez Camii’nde ki görevinden sonra, tekrar Nizip merkez Çarşı Camii görevine döner,Çarşı Camisi ve Nizip’le  özdeşleşir.Artık resmi emeklilik zamanı gelmiştir.  Tam 27 yıl 7 ay görev yapmıştır.Resmen emekli olur ama hizmet aşkı hiçbir zaman son bulmaz.

        O; sadece cami hizmeti sunmadı. Nerde İslami bir hizmet varsa oradaydı.Zengin ,fakir , çocuk,genç, yaşlı ayrımı yapmadan herkesin sevgisini kazandı. O; tebesümü, mütevaziliği, engin hoşgörüsü ile tüm Nizip’lilerin gönlünde taht kurdu. İncinse de incitmeyen, önderliği, birleştirici ve kaynaştırıcılığı ile O, kiminin ak sakallı Cemil dedesi, kiminin seydası,kiminin Cemil hocası. O; 7 den 77’ye herkesin kendinden bir şeyler bulduğu, tüm Nizip hatta bölgenin,gül yüzlü  Cemil  hocasıdır. Cemil hoca sevgisi nasıl oldu da herkesin üzerinde tesir bıraktı? O’nun fabrikası yoktu. Makam mevki sahibi de değildi. Bu sevgiyi dünyalık ta aramak hata olurdu. Zira onun sevgisini , “ Ben bir kulumu sevdim mi, göktekiler de yerdekiler de onu sever.”  Hadisinde ifade edildiği gibi Allahın sevgisinde aramak lazımdır. O; 73 yıllık hayatına onlarca asırlık bir ömür sığdıran, bulunduğu meclislere nurâni güzellikler yağdıran,günah kiriyle kararan kalpleri irşad zemzemiyle yıkayıp Hak yoluna revân eyleyen,çöle dönmüş gönülleri ilahi sevdanın rahmetiyle gülistan eyleyen müstesna bir gönül adamıdır.  Peki ne yaptı da Allah, göktekiler ve yerde olanlar yani insanlar onu çok sevdi?  

               Cemil gül hocamız 73 yaşında. Elli yıldır ömrünün büyük bir bölümünü İmam Hatip Liselerine adadı. Nizip’te İmam Hatip okulunun temeli atıldığı günden bugüne var gücü ile çalıştı çalışmaya devam ediyor. İmam Hatip okulunun ve pansiyonunun inşaatı için gitmediği köy, çalmadığı kapı kalmadı. Yaz kış çalıştı didindi. Kurban derisi, arpa, buğday, fıstık topladı. Gece geç saatlere kadar bazen kuru bir ekmek ile günü geçirdi, bazen aç. Ama O, hiç yılmadı. Kendisinin ifadesiyle;’’  bazen gece yarısı eve vardığımda hanım, “ Otelci yatmaya mı geldi” derdi. Tertemiz elbiseleri ile yüzlerce deriyi tuzlar dericide satmaya götürür de asla şikayet etmez. İlerleyen yaşına rağmen gençlere taş çıkartırcasına çalışır,asla pes etmez.

          Misafirhanede kalan öğrencilere nasihat eder, özellikle namaz ve tesettüre dikkat etmelerini tatlı dille öğütler. Kabahat işledikleri zaman dahi “cici kızlarım” der onlara nasihat eder.          

        Cemil gül hocamız verdiği vaaz, okuduğu hutbeler ve özel sohbetlerde Ümit var olmayı, birlik beraberlik ve kardeşlik vurgusunu özellikle yapar. Asla gerilim yanlısı olmadı. Kendisi mutedil olduğu gibi, her işte mutedil olmayı, mütevazı olmayı öğütler. 

        Pek ender rastlanır hep mütebessim ve cömertlik. Ama cemil hocamız hep öyledir. Görevden emeklilik, hayattan emekli olmadığının en bariz örneği  Cemil Gül hocamızdır. Muhterem hocamız gibi insanlar kolay yetişmiyor. Her daim ziyaret edilip fikirleri, hayır duaları alınmalıdır.

        Hâsıl-ı kelâm ondan öğrenilecek, ders alınacak çok şey var. Mevlâm hayırlı ve bereketli ömürler versin. İman ve ihlâs ile yürüttüğü bu hizmetlerin mükâfatını, ecrini tattırsın. Allah  Onun azmin ve kararlığından bizleri de nasipdar eylesin. Kendisine ve ailesine sağlıklı ve bereketli ömürler ihsan eylesin.    

 

 

                                                                                                                          Yaşar YILMAZ

                                                                                                                      NİLDER Başkan Yrd.


Yorumlar - Yorum Yaz
Duyurular
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam14
Toplam Ziyaret66815
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.56506.5913
Euro7.20567.2345
Hava Durumu
Saat